BARINAK GÖNÜLLÜSÜ OLMAK İSTER MİSİNİZ?
Barınağa yapacağınız ziyaretlerle can dostlarımızın sevgi ihtiyacını karşılayabilir, gördüğünüz eksiklikleri giderme konusunda yardımcı olabilir, barınağın tanıtımını yapabilir ve bu şekilde barınağın amacına uygun işlerlik kazanmasını sağlayabilir oradaki dostlarımızın kısa sürede sahiplenmesine katkıda bulunabilirsiniz. Odunpazarı Belediyesi Alpu Yolu Yassıhöyük mahallesi bitiminde Hayvan Sağlık İstasyonu’nda çalışmalarına devam etmektedir.Tel (222) 236 19 70 Tepebaşı Belediyesi Köpek Barındırma Evi Tel (222) 313 00 19 Bursa yolu 4 km. Her iki bakımevide merkezden 15 dakika uzaklıktadır.
YEREL HAYVAN KORUMA GÖREVLİSİ OLMAK İSTER MİSİNİZ?
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu gereğince İl Hayvan Koruma Kurulu’nca Yerel Hayvan Koruma Görevlileri belirlenecektir. 1 yıl süreyle belirlenecek ve Valilikçe kimlik belgesi düzenlenecek görevliler sokakta yaşamaya çalışan dostlarımızın aşılanması, kısırlaştırılması, mahallelere geri bırakılması ve hastalıklarında tedavileri için Belediye’lerle koordinasyon sağlayacak ve beslenmelerine destek olacaktır.
Bu çalışmaların birinde veya hepsinde yer alabilirsiniz?Bu güne kadar hayvansever ve koruyan kişiler olarak çok mücadele verdik.Sesimizi duyurmaya çalıştık.Duymak isteyenler kulak verdi duymak istemeyenler ise yasal boşlukları kullanarak bildiklerini yaptılar.Artık sesimizi duyurabileceğimiz platformlar oluşuyor.Bizlere düşen ise buralarda yerimizi almak bu güne kadar çektiğimiz acıların yerine güzellikler koyabilmek tüm canlılara,doğaya hak ettiği yaşama hakkı ve yaşamlarına saygıyı vermektir.Lütfen siz de bu konuda yapabileceklerinizi gözden geçirip size en uygun çalışma grubunda yerinizi alınız.
YASAKLANAN HAYVANLAR

“Pitbull Terrier”, “Japanese Tosa” gibi tehlike arz eden ırklara mensup hayvanları üretmek; sahiplendirilmesini, ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak; takas etmek, sergilemek ve hediye etmek 5199 sayılı kanunla yasaklanmıştır.
Bu ırklara mensup hayvanı bulunanların İL HAYVANLARI KORUMA KURULUNA (Çevre ve Orman Müdürlüğüne)başvurarak hayvanlarını kayıt altına aldırmaları ve hayvanlarını kısırlaştırmaları gerekmektedir.
Bu hükme uymayanlara 2 milyar 500 milyon TL idari para cezası uygulanır.
KURU MAMA KAMPANYASI
Tepebaşı Köpek Barındırma Evinin yemek ihtiyacı, Eskişehir SSK Bölge Hastanesi ve Eczacılık Fakültesi tarafından karşılanmakta olup, zaman zaman bu kurumlardan yeterli miktarda yemek sağlama imkanı bulunmamaktadır.
Bu nedenle, hayvan severlerimizin ve hayırsever vatandaş ve kuruluşlarımızın derneğimizle temasa geçerek kuru mama yardımında bulunmalarını rica ederiz.
AÇIKTA SATILAN KURU MAMALARA DİKKAT !!!!!
Kullanma süresi bitmiş bulunan bilhassa açıkta satılan mamalar, hayvanlarımızın gıda zehirlenmesi nedeniyle ölümüne sebep olmaktadır.
Bu nedenle, açıkta satılan kuru mamaları satın alırken dikkatli davranılmasını ve mümkünse güvenilir yerlerden satın alınmasını önemle rica ederiz.
ÖRNEK DAVA (Köpek Şikayeti Üzerine)
Mersin’de ikamet eden veteriner hekim Tandan Emek, 2001 senesinde köpeğinin havlaması yüzünden mahkemeye verildiği halde davayı kazanmıştır. Bu veterinerle yapılan kişisel görüşme sonucu, evdeki hayvandan şikayetçi birisi tarafından mahkemeye verilme durumunda, hayvan sahiplerine yasal olarak örnek teşkil edebilecek bir belgedir.
Adana 2. İdare Mahkemesi
Dosya no: 2001/761 E.
Kurgu: Şikayetçi apartman sakini, köpeğinin çok havladığını bahane ederek köpek sahibini Çevre İl Müdürlüğü’ne şikayet eder. Köpek sahibine köpeği uzaklaştırması için uyarı gelir. Köpek uzaklaştırılmazsa para cezası gelir. Ancak eğer ses ölçümü yapılmamışsa bu cezanın hiç bir geçerliliği yoktur, sakın ÖDEMEYİN.
**Öncelikle apartman yönetim planı iyi okunmalı. “Apartman yönetim planı” apartmanın inşası bittikten sonra yapılan ilk toplantıda düzenlenir. Yani apartman kaç yıl önce inşa edildiyse, o ilk toplantıda “evcil hayvan beslenemez” diye bir karar yönetim planına konulmuş ve kat sahipleri tarafından imzalanmışsa yapılabilecek fazla bir şey yoktur. Sonradan konulan kararların ise (şikayet öncesi-sonrası) hükmü yoktur.
**Ancak bu karar, şikayetçi olunduktan sonra konuldu ise şikayetin hiç bir geçerliliği yoktur, dava ilk celsede usul aykırılığı sebebiyle red olunur. Bu durumda şikayetçi olanın yeniden dava açması gerekir (eğer yeniden para ödemeyi göze alıyorsa).
Aşağıda sıralananlar, apartman yönetim planında böyle yazılı bir madde olmaması halinde yapılacaklardır. Buradaki en önemli nokta, şikayet sahibinin şikayetinin tamamen SUBJEKTİF (TARAFLI) olduğunun ispatına çalışmaktır :
(1) Temel itaat eğitimi aldığına dair bir rapor alınır (veterinerler verebilir belki). Köpeğin temel komutlara uyduğunu ve başına buyruk hareket etmediğini ispat etme amaçlı.
(2) Köpekten rahatsız olmayan apartman sakinlerinin beyanları alınır. Örnek :
Şu apartmanın şu no’lu dairesinde oturan ……..’in köpeğinin bu apartmanda oturması bizi hiç bir şekilde rahatsız etmemektedir. Şikayetçi değiliz.
Toplu imza
Muhtardan imza sahiplerinin o apartmanda oturduklarına dair onay.
(3) Mahkemede Savunma : Eğer o apartmanda köpekle beraber eskiden beri oturuluyorsa ve şikayet son zamanlarda yapılmışsa, o zaman niye şimdi şikayet ediliyor?
Şikayet sahibinin köpeği bir şekilde taciz ederek havlamasına sebep olduğu söylenebilir. Mesela o dairenin önünden geçerken kapıya vurma, veya üst kattan ayağını yere vurarak gürültü yapma yoluyla köpeğin havlamasını sağlama. Bunların elle tutulur bir kanıtla belgelenmesi gerekmiyor, “ben şahidim” demek bile savunma sayılıyor.
(4) Çevre İl Müdürlüğü’nden gürültü seviyesinin tespiti (fiyatı 20-25 milyon civarı). Yani kendi evindeki köpeğin çıkardığı sesin apartman sakinlerini rahatsız edip etmediğinin tespiti. Ses tespiti “decibel” olarak yapılıyor. Burada bir kaç önemli nokta var :
a) Ses tespiti mikrofonu köpeğin ağzına dayayarak yapılmaz. Şikayetçi olan kişinin evinden, yani başka bir daireden yapılır. Ayrıca tek bir kez köpeğin yüksek sesle “hav” demesi, ölçüm için yeterli değildir. Bu işin usulü, MÜHÜRLÜ bir teyp kullanılarak şikayetçi kişinin evinden ,en az bir gün boyunca sürekli ölçüm yapılmasıdır. Çünkü gürültü kirliliği, “SÜREKLİ ve belli bir düzeyin üzerinde olduğunun tespiti” demektir. Bu konuda ısrar etme hakkına sahipsiniz.
b) Genel çevrenin ses düzeyini de mutlaka ölçtürüyorsunuz. Eğer genel çevrenin ses düzeyi köpeğinkine çok yakınsa köpeği savunma hakkınız doğuyor. Örneğin genel çevrenin ses düzeyi 70 decibel çıktı, köpeğinki 75 çıktıysa şu şekilde bir savunma yapılabilir : ‘Arada çok az fark var, veya hiç yok, nasıl oluyor da köpeğimin sesi bu genel ses düzeyi içinde rahatsız edici boyutlara ulaşabiliyor?’ İşin aslı, hemen hemen hiç bir köpek gün boyunca yüksek sesle havlamaz, dolayısıyla hayvanın sesi çoğunlukla çevre ses düzeyinin altında kalır. Rahatsız edici ses sınırı, kanunlara göre 120 decibelden başlar, bu da yaklaşık 3-4 tane otomatik yer kazma aletinin aynı anda çıkardığı sese denk gelir ki hiç bir köpek bu sesi çıkaramaz. Yani kanunlar gereği, gürültü sebebiyle hiç bir köpek evden atılamaz.
c) Diğer bir savunma yöntemi : Eğer apartmanda başka havlayan köpek varsa haliyle köpekler birbirleriyle haberleşmek için havlayacaklardır. Bundan doğal bir şey yoktur, bu köpeğin içgüdüsel bir davranışıdır. Bu durumda neden benim köpeğim şikayet konusu oluyor da diğeri olmuyor? (Bu savunma tamamen şikayet sahibinin taraflı davrandığının ispatına yönelik kullanılabilir).
d) Köpeğin sesi ciddi boyutlardaysa, ama ses tespiti yapılmamışsa eğer, şikayet sahibinin elinde hiç bir delil yok demektir. O zaman savunmada “Neden ses tespiti yapılmadan şikayet ediyor? Gürültülü olduğu nereden belli?” denilebilir.
(5) Köpek sahibinin kusuru olmadığının ispatı da gerekli. Yani köpek sahibi olarak ben köpeğimi balkona ya da banyoya mı kilitliyorum? Ya da dövüyor veya aç mı bırakıyorum? Köpeğimin havlaması için herhangi bir neden yaratmadığımı ispat edersem eğer, bu durumda tek ihtimal (köpek temel itaat eğitimi de aldığına göre) bir başkasının köpeğin havlamasına sebep olduğudur. Mesela kapıya vurup taciz ederek (3), veya apartmanda başka köpek varsa (4c). Bu beyaniı da veteriner ya da yakın bir komşu rahatlıkla verebilir.
Tandan beyin ısrarla üzerinde durduğu 3 nokta :
**Şikayet sahibinin SUBJEKTİF olduğunun ispatına yönelik her türlü savunma işe yarar.
**Yasal belge olmadan (mahkeme emri) hiç kimse eve gelip hayvanın sesini ölçemez. Bunun için de şikayet sahibinin dava açmış olması gerekir.
**Eğer bilimsel bir ses ölçümü yapılmamışsa, verilen para cezasının hiç bir anlamı yoktur, tamamen geçersizdir.
Şimdi bir de veterinerin (Tandan bey) başından geçen olayı tam olarak anlatalım :
Köpeği çok havladığı gerekçesiyle şikayet edilmiş. Ses ölçümcüler gelmiş, hayvanın sesini ağzına mikrofonu dayayarak ölçmüşler (ki bu tamamen yasa dışı,mahkeme emri olmadan kimse evinize girme hakkına sahip değildir, bunu kesinlikle unutmayın!). Hayvan da havlamış tabii o garip alete. Tandan bey hiç sesini çıkarmamış. Ama tutanağa hayvanın sesinin ölçüldüğü mesafeyi (10-20 cm gibi) işletmiş!.. Ayrıca çevre ses düzeyini de oracıkta ölçtürerek tutanağa işletmiş. Daha sonra mahkemede usule uygun ölçüm yapılmadığını kolayca ispat edebilmiş.
Tekrar ölçmeye geldiklerinde ise ,şikayet sahibinin evine mühürlü bir teyp koydurup gün boyunca hayvanın sesini ölçtürmüş. Ayrıca yukardaki maddelerin de çoğunu yapmış. Ve sonuçta hayvanın gürültü kirliliği yaratmadığı ortaya çıkmış. Davayı kazanmış. Şimdi havlayan, ama yeterince yüksek havlamayan, uslu köpeğini istediği gibi apartmanda besleyebilecek.. Apartmandaki herkes köpeği sevdiğinden ve “şikayetçi değilim” dilekçesi verdiğinden dolayı da asla yönetim planında “köpek beslenemez” diye bir maddeyi imzalamayacaklar.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI GENELGESİ
İçişleri Bakanımız sayın Abdülkadir AKSU tarafından yayımlanan ve 81 ilimizin valisine gönderilen genelge :
TARİH : 04.11.2004
NO : 2004/39
Bilindiği gibi, sokak hayvanlarının korunması ve hayvan barınakları hakkında 28.02.2003 tarihli (*) genelgemizle bütün illere gerekli talimat verilmiştir.
Ancak, hayvan severler ve hayvanları koruma dernekleri tarafından, son günlerde Bakanlığımıza yoğun olarak, sokak hayvanlarının belediyelerce sistemli bir şekilde katledilerek yok edildiği yolunda şikayetler ulaşmaktadır. Bu bakımdan, 24.06.2004 tarihinde kabul edilen 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu hükümleri de dikkate alınarak konunun yeniden vurgulanmasına gerek duyulmuştur. Bu çerçevede; 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu çerçevesinde yerel yönetimlerce; Gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri ve hastaneler kurulması,
-Sahipsiz hayvanların bakım ve tedavilerinin sağlanması ve bu konuda eğitim çalışmaları yapılması, -Sahipsiz hayvanların bulundukları ortamdan alınarak kısırlaştırılmasının sağlanması, -Ev ve süs hayvanları ile sahipsiz hayvanların kayıt altına alınması ile ilgili işlemlerin yapılması, -Belediyelerce kurulan hayvanat bahçelerinin, doğal yaşama ortamına uygun şekilde düzenlenmesi, -Bu görevlerin yerine getirilebilmesi amacıyla bütçeye yeterli ödenek konulması, -5199 sayılı Kanunda ve bu konudaki diğer mevzuatta yer alan hükümlere uygun hareket edilmesi, - Ayrıca, Hayvanları Koruma Kanunu ile valiliklere verilen görevler kapsamında “İl Hayvan KorumaKurulları” nın oluşturularak faaliyete geçirilmesi, gerekmekte olup, gereğini rica ederim.”
Bu Yazıyı Paylaşın
Yorum Yap!
|